Archive for the ‘soru’ Category

question mark

November 23, 2012

Mirror mirror on the wall who is the fairest of them all?

Advertisements

Dostluk nedir?

November 8, 2009

Dostluk nedir?
Ortak çevreye veya ortak geçmişe sahip olmak, sık sık aramak-sormak, bir beş dakika öncesini bile bilmek, en ufacık olayda tepkini tahmin edebilmek, canı acıdığında veya ruhu incindiğinde yanında olabilmek ya da en ufacık mutluluğunda ondan daha fazla sevinebilmek?
Gözün kapalı en sevdiğini emanet edebilmek mi?
Peki ya arkadaşlık? Arkadaşlık nedir?
Fark nerede başlar veya nerede son bulur?

basit bir soru?

November 7, 2009
Sakıncası yoksa kapımı dış dünyaya kapatmak istiyorum diyor, kadın..gözleri yaşlı, ellerinin arasından topladığı saçları dökülüyor, ara ara yüzüne..Erkek, nefesini hissedebilecek kadar yakın, kadına.Ellerini tutmak istese, o saçlar dağılacak ve dökülecek omzuna parça parça..bozmuyor kareyi ve geride kalmaya karar veriyor..Piksel piksel beynine kazıyor o görüntüyü.
Ne kadar farklı bakış açıları var ikisinin arasında..biri acı çekerken geri dur diyebiliyor, yardım istemeyecek kadar gururlu. Diğeri, hayatında gördüğü en güzel kadına sahip olmanın verdiği hazzı kazıyor beynine, aşk ve yoğun sevgi dolu..Aynı odada farklı iki dünya, nefesler içiçe, kendileri fersah fersah uzakta.

Kadın için şu durumda herşey yüzeysel, aldığı nefes boğucu, esen rüzgar dahi kesemiyor soluğunu. Biliyor ki bu durumdan ne erkek ne başkası sorumlu; tercih O’ nun. Erkek ise hiç unutamadığı ilk danslarınn sarhoşluğunda hala, bunca sevginin kadına yetmesi gerekiyordur. Düşünceler, içte açılan kuyulardır..Paylaşmadığın sürece düşüncelerini, anlamasını beklediğin; ne kuyunun derinliği bilebilir, ne de kuyunun içindeki cevherin özelliklerini…
Kadın çözemiyor kendini: Daha altı ay evvel herkes baharı kucakladığında; bahar yorgunluğu idi bunun adı, üç ay sonra aşırı sıcaklar kimyasını bozmuş olmalıydı, toparlanamama sebebi. Takip eden sonbaharın günahı sanırım renk renk sarıdan kırmızıya çalan yapraklar olmalıydı. Ya kış?! Kışın henüz gelmeden günahı ne olabilirdi? Kadın; bozulan kimyasının derdinde, böylesine karmaşık depresyon belirtileriyle ölümün eşiğinde gibi hissederken, erkek bu kadar farklı bir dünyada nasıl olabilirdi?
Doğru ne idi?
Yoksa aslında sadece bir doğru yok muydu?
Sen, eğer bu kadın olsan; kendini tamamen aşk dolu erkeğine bırakır herşeyi unutur muydun? Yoksa erkeği de kendi amansız girdabına sürükler miydin?