Archive for the ‘bir hikaye..’ Category

kırk kırık kırpık hatıra..

May 31, 2014

ellerim titriyor, içim çok üşüdü.nedendir bilmiyorum ama annemin ördüğü şal artık beni ısıtmıyor.sen ne düşünüyorsun?sence ipin yün-pamuk oranı yüzde kaç dersin? ben bilemedim..gerçi satarken yazar ama önemsememiş anlaşılan seçerken.

sandıktan çıkardığım kolalı örtülerde lekeler vardı, annemi aradım..bu şeytan, ne düşünüyordu acaba, annemi bu denli sinirlendireceğini bilmiyor muydu, düşündükçe hala gülüyorum bi dolu söylendi durdu..

Sonra o sararmış bohça elime geçti, keskin kokuyu bohçayı açarken önceden farkedememiş olmama anlam veremedim.. Bir ayin gibi yavaş yavaş açtım. Dedemin enfiye kutusu, mendili, BAKKAL yazan dedemin kargacik burgacik harfleriyle yazilmis bir sari kagit parcasi..

Cok agladim, cok…
Bu sari minik kagit parcasina cok agladim…
Işıklar içinde uyuyun.. Koyun koyuna, soğuk ve bir o kadar kara toprakta yan yana…

Advertisements

Guzel kadın

September 1, 2013

Sanirim o banka neden oturdugunla ilgili kafamdan besyuz olasilik gecmistir. Oylesine beyaz tenin, omuzlarina dokulen parlak siyah saclarin ve uzerindeki siyah elbise…
Peki gozyaslarin neden?

Bugun sevgilim beni terk etti. Onca cabalarima ragmen bu hastaliga direnemiyorum, baktim beceremiyorum basetmeyi dusundum ki; benden biksin. biktirdim onu, iki hafta icinde kacarak ayrildi benden. sevinmrm lazim ama dayanamiyorum. Basari bu mu? Hangi filmde Turkan Kadiri terketti? Griffin ve Phoneix i dusun; gerci onda her ikisi de hastaydi…

Simdi bu parkta seninle karsi karsiyayiz. Omuzlarin dik, basin magrur ama seller gibi akan gozyasinla senin derdini cozdugunde sanirim icine akan gozyaslarimla basa cikabilecegim.

Elimdeki telefonu ne zaman actim, Asya’nin telefonunu ne ara sectim, arama tusuna basmadan neden farkettim. Kendime acimaya basladigimda butun problemler bas gosterdi.. Oysa, bir yil evvel tek sorunum; Buyuksehir belediye baskani idi.

Bir ise yarasam da dunyaya problem olan birini de yanimda goturmek icin plan mi yapsam??

Aglama guzel kiz, nolur…

….
….
….

Merhaba, uzun suredir sizi izliyorum, konusmak ister misiniz?
Hayir tesekkurler.
Peki, kahve icer misiniz? Hergun bu bankta vakit geciririm, pek yapacak sey de yok ben de bankta oturup aglayan kisilere cay kahve servisi yapiyorum
;))
Hmmm gulumsedik; demekki sorun saglik degil
Nerden cikardiniz?
Saglik disinda hicbirsey insani gulumsemekten kopartamaz
Simdi, kahve?
Olur, tesekkurler.

bir kaptan, bir ruzgar, bir bulut..

August 22, 2013

kusursuz maviligin ortasinda tum kusurlariyla deli deli esen ruzgarda batmamaya calisan bu salas tekne, akis yapiyordu..

kaptan, guverteye çıktı ve sanki hersey elindeki sihirli bir asa ile degisecekmiscesine, hevesle gulumsedi. Kendinden emin. Sonra tepesindeki beyaz buluta selam verdi…bulutlarin isaret verdigine inanan kaptan, sessizce tepesindeki bulutu seyre daldi.Acaba neye benziyordu?

Goz cevresi surekli gogu izlemekten olsa gerek kiris kiris, yer yer farkli renklerin hakim oldugu bir surati vardi.

bulut, buyuk bir ustalikla ruzgarin yonunu, hizini bir bir anlatti..derken, birsey oluverdi ve V seklinde gocmen kuslar uzerinden akiverdi..birsey oldu, olmasi gerekendi, o anda oluvermisti; nefesini tuttu..biryerlerde biri guluyordu, biri sevincten cosuyordu, bir kaptan herseyin basladigini o gun anlamisti, kirmizi yanakli gulcicek onu opmustu ve simdi de onu dusluyordu.. Elleri gogsunde ve gozleri kapali onu dusluyor olmaliydi.
Ahh, simdi donseydi, o sokaga ucuverecekmis gibi gidebilseydi… Ama isi gucu bahane ederek erteleyecekti..neticede hicbirsey eskisi gibi degildi ama duslemek guzeldi iste…

Bulutlar baliklarin oldugu yeri gosterdi, bizimki dumeni kirdi.. Aklinda gulcicek, bembeyaz elleri ve ruzgarda dudaklarinin kenarinda ucusan ipeksi saclari.. Haydi kaptan, dedi kendine; ertele yine hayati…

Ici buruk akli dolu gozleri umutlu, acildi karasulara….

d

Sakız Hanım ile Mahur Bey

January 27, 2012

Çocukluğunun geçtiği o mahallede

Başı boyalı ahşap eski bir evde otururlardı

Sakız hanımla Mahur Bey

Bembeyaz tenli bembeyaz saçlıydı Sakız Hanım

Zaten onun için sakız hanım derdik kendisine

Pamuk gibi elleriyle kemençe calardı

Eşi mahur bey önce biraz nazlanır

Sonra oda kanunuyla eşlik ederdi Sakız Hanıma

Beraber meşk ederlerdi

Yaz akşamlarında

Açılırdı perdeler

Yorgun ellerinden

Dökülürdü nağmeler

İki yıl kadar oluyor

Önce kanun sustu eski evde

Birkaç ay sora da kemençe

Ve başı boyalı ahşap evin perdeleri

Bir daha açılmamak üzere kapandı

Evin satılacağı söylendi bir başka gence

Gittim içeri girdiğimde eski bir koltuğun üzerinde

Boynu bükük bir kanun

Ve kanunun göğsüne yaslanmış mahsun kemençeyi gördüm

Bizi rahatsız etmeyin der gibiydiler

Kıyamadım uzaklaştım

Mahur bey susunca kapandı perdeler

Sakız hanımla bitti o hüzünlü nağmeler

by Barış Manço

bir peri kızı varmış..

January 26, 2012

Bir peri kızı varmış, annesi ile babasının dizinin dibinden ayrılmazmış. Babası gözleri yaşlı ‘bir gün evleneceksin, bu diyarlardan gideceksin’ demiş. Peri Kızı, çok üzülmüş, babası nasıl bu kadar emin olabilirmiş. Babasına, hiç ayrılmayacağını söylemiş ve ilave etmiş;  ayrılmak istediği an, peri kızına köşede boş duran küpü göstermesinin yeterli olacağını anlatmış. Babası, onaylamış.

Annesi, yoksul bir evde yaşamanın ne demek olduğunu bilerek ve görerek büyümüş bir kadınmış. Bu yüzdendir ki peri kızına hiç bir problem yansıtılmamış. İstediğinin gerekliliğine karar verdikten sonra ailesinin değerlendirmesine sunmayı hep bilmiş. Eğer uygun görmedikleri istek ise doğru zaman için bekleyerek istemesini bilmiş.

Ta ki, ormanda mantar toplarken bir ağacın gölgesine sığınıp uyuyakalmış O’ nu görene kadar..Yüreği, beyni ve ruhu o noktada, aldığı nefese hapsolarak, sıkışmış kalmış.İçinden akan coşkun duygulara hakim olamadan yaklaşmış.Nefesini dinlemiş, hiç öylesine huzurlu nefes şimdiye kadar duymamışmış.Gözlerini kapayıp, kemikli ellerinde kaybolmayı dilemiş. Zaman içinde kaybolmasına rağmen, zamanı yakalayamadan sessizce kaçmış.

Gece olmuş, avucunun içi hala sıcakmış.Karnı da tokmuş, bütün gün hiç acıkmamış.Kaçamayacağını anladığı için bu delilikte boğulmaya karar vermiş.

Sabah,koşa koşa ormana gitmiş. Elinde sepet yokken babasına mantar toplayacağını söylemiş. Bahçe kapısından haykırarak, ormanda mantar toplayacağını haykırmış annesine üstelik üzerindeki en güzel cicisini giymişken. O gün, o ağacın altı boşmuş.

Ertesi gün, sonraki günlerde…O ağacın altı hep boşmuş. Peri Kızı, çok üzgünmüş. Ne yemiş, ne bir damla su içmiş. Ormana da hiç gitmemiş.

Aradan biraz zaman geçmiş. Sonbaharda dökülen sarı yaprakların arasında süzülmüş. Elleri, ayçiçeklerini okşarken karşıda belli belirsiz özlediği yüzü görmüş.

Zaman durmuş, elleri kavuşmuş. Hiç konuşmadan gözlerinden yaşlar gelirken dudakları buluşmuş.Bir daha da ayrılmamış.

Peri Kızı, artık mantar toplamaya hiç gitmemiş. Babası, gözleri yaşlı küpü getirip odasının kapısına koymuş. Peri Kızı, hiç ses çıkarmadan küpün yanından süzülüvermeyi öğrenmiş.

Peri Kızı, cahil’miş.Babası ve annesi hep bundan korkarmış.

Okuması yazması kalmamış. Babasının ‘oku’ diye verdiği hikayeleri hiç okumamış.

Peki Kızı, sağırmış. Annesinin anlattığı ibreti alem hikayeleri hiç anlamamış.

Peri Kızı, hainmiş. Yaşatılan her güzelliği unutacak kadar cahilmiş.

Artık,

Peri Kızı, aşıkmış.

Peri Kızı, uzatılan eli yakalamış, bir daha da hiç bırakmamış.

Bir iki güne canı yanmaya başlamış, kalbindeki boşluk çoğalmış.

Üzeri hep açık kalmış, üstünü örten hiç olmamış.

İçi çoğu zaman acımış, ama geri dönüp çalacak kapısı kalmamış.

Karnı hep açmış, evdeki gibi hiç doymamış.

Her akşam hayal kurmuş; elleri annesinin saçlarında babasının dizinin dibinde, üstünde battaniyesi, karnı tok ve huzurlu olduğu anları düşlemiş. Ama dudakları buluştuğunda bu özlemi geriye atabilmiş.

Peri Kızı, şanslıymış.

Annesi ile Babasının korktuğu gibi değilmiş, O.

Peri Kızı kadar karnı açmış ama mert bir delikanlıymış.

Bir gün anne olmuş.İşte, o zaman dudaklar buluşsa da içindeki koru hiç söndürmemiş. O yangında her gün yine yeniden küllerinden doğup yanmış, tükenmiş.Mis kokuluyu içine her çekişinde, geçmişine daha da gömülmüş. Evine almış bir küp, bebe uyudukça alıp karşısına küple konuşur olmuş.

Bir gün annesi ve babası gelmiş. Elleri çatlak, gözleri solgun yavrularını kucaklamışlar. Ama içindeki o yangın peri kızının hiç dinmemiş…

saklı cennete bilet

December 30, 2011

Gözlerimi kapadı, şimdi derin derin nefes alma vakti olduğunu söyledi. Gözlerimi araladığımda kumanda ile ışığı ayarlıyordu, söz verdim bir daha açmayacağıma ve minik tıkırtılar çevremde artmaya devam etti. Heyecanlandıkça kendimle mücadele etmekte zorlanıyordum. Bir anda Sir Edward Elgar’ ın parmakları piano üzerinde dans etmeye başladı; Five Piano Improvisations (1993 Digital Remaster): No. 3 kulaklarıma çalınmaya başlamıştı. Ve yıllar evvel gittiğimizden bu yana hiç yapmadığımız vals’ e kaldırdı beni..Gözlerimi hafif araladığımda salon oldukça değişmişti. Vals , romans her şey başımı döndürmüştü.

Sonra oturduk, şaraplarımız kadehlerdeydi

& bir anda neyzenin derin nefesi yüreğime kadar işledi. Neyzen ney ile bütünleşirken; sevgilim de kulağıma eğilerek anlatmaya başladı hikayeyi… Kulak ver, sen de katıl!

bir zamanlar bir şah varmış, hırçın-kanaatsiz ve acımasız. Herkes ve her şey onun olsun ister, ne hırsını ne kendini doyuramazmış. Birinin hayatı güzel ise güzelliğin elindekinden kaynaklandığını zanneder, hemen gasp edermiş. Ama o güzelliğin tadını hiç anlayamaz, hep başkalarında gözü kalırmış. Günün birinde bir avcıya rastlamış, korkusuz, cesur ve güçlü ama hiç konuşmazmış. Avcıya hayran olmuş. Avcıya neden az konuştuğunu her sorduğunda, tek yanıt alırmış; ‘açtıkça lafını, kaçırırsın ayrıntıyı” dermiş.

Şah’ın içindeki doyumsuzluk herkes tarafından bilinirmiş, avcı hariç. Şah’ın kötü namı herkes tarafından öğrenilmiş, avcı hariç. Şah’ın kötü nefesini herkes duymuş, avcı hariç…

Bir gün avlanırken Şah ile avcı, yaralanıvermiş Şah birden. avcı sırtlamış Şah’ı evine getirip, su içirmiş elinden. Şah uzanmış tam uyumak üzereyken, avcı’nın eşi avludan süzülüvermiş…

Şah’ın içindeki doyumsuzluk herkes tarafından bilinirmiş, avcı hariç. Şah’ın kotu namı herkes tarafından öğrenilmiş, avcı hariç. Şah’ın kötü nefesini herkes duymuş, avcı hariç…

Rüzgarlar esmiş en serininden, şah’ın yüreği titremiş derinden, mis kokusunu çekerken içine güzel eş’in, avcı ile göz göze gelmiş, Şah birden…

Avcı; evim, misafirim, hepimizin Şah’ı dememiş kovmuş Şah’ı önünden.

Yaralı Şah, büyük hınç ile çekmiş kılıcı kınından, sürmüş boynuna inceden.

Eş, sessiz gücü ile çıkmış öne ve konuşmuş içten.

Adım; Eş.

Sevmek sevilmek tek bildiğim; iş.

Bir Avcı bildim-bilirim,

                                                   de ki dünyalara değiş, değişmem.

Beni alsan ne, almasan ne Şah’ım.

Avcı,

                 öptüğünde bu dudak, dokunduğunda bu ten gerçek…

Senin öptüğün olsa olsa kefen, o da atlastan olsa ne, olmasa ne Şah’ım.

 

Şah, düşünmüş; hepsi gerçek…Önceden, aldığı eş’ler bundan daha da gerçek….Avcı’ dan dilemiş özür, bir daha kimsenin kapısını zorlamamış, muzur…

bir kaptan-bir tekne-bin veda-1.bölüm

December 25, 2011

Kusursuz maviliğin ortasında tüm kusurlarıyla deli deli esen rüzgarda batmamaya çalışan bu salaş tekne, akış yapıyordu…

Kaptan, güverteye çıktı ve sanki her şey elindeki sihirli bir asa ile değişecekmişçesine, hevesle gülümsedi. Kendinden emin, mağrur. Sonra tepesindeki beyaz buluta selam verdi… Bulutların işaret verdiğine inanan kaptan, sessizce tepesindeki bulutu seyre daldı. Acaba neye benziyordu? Bugün ona ne getirecekti? Ayşe’ yi? Ayşe, gelemezdi, kimse getiremezdi, çünkü O kendi gitmişti.

Bir dalga-bir rüzgar-bir kaptan ve bir bulut.bu dörtlü bugün tüm kozlarını paylaşacak gibiydi.

Göz çevresi sürekli göğü izlemekten olsa gerek kırış kırış, yer yer farklı renklerin hâkim olduğu bir alandı.Tek bir karede göz çevresini incelemek istesen; bu alanda, bir ada-bir kadın-bir tekne ve bir diğer kadını görebilirdin…

Bulut, büyük bir ustalıkla rüzgârın yönünü, hızını anlattı, kaptana. Derken, bir şey oluverdi ve V seklinde göçmen kuşlar üzerinden akıverdi. bir şey olmuştu. Olması gereken, nefesini tuttu. Gözlerini kapadı. Hayallerin artık yeri yoktu. Bugün kapta son yolculuğundaydı. Düşündü, gülüşünü; bir yerlerde gülüyordu, bir diğeri onun yanındaki onun gülüşünün esiri, o da onu izledikçe sevinçten coşuyordu.

Artık hikâye başlamıştı ya da küllenen hikaye sonsuza dek kapanmak üzere bu denize gömülecekti.

 

Hold it tight!Halten sie es fest!Tenerlo stretto!

October 13, 2011

haykırışıyla afalladım.

o sersemlikle kenardaki büyük direğe sarıldım. nefesim sıkışıyordu. türkçe, ingilizce, almanca, rusça…bir dolu yardım nidası çevremde uçuşuyordu. gözlerim ise onun üzerinde idi. ya büyük bir dalga şimdi yalasaydı güverteyi ve biz lime lime dökülseydik bu gözü kararmış, soğuk denize.

ellerim kaymaya başlamıştı, acıyordu. yanındaki kadını tuttan sevgilimse, gözlerini benden ayırmadan sakin olmam gerektiğini söylüyordu, sürekli. dudak okuma kursuna gittiğimizde henüz üniversitedeydik, fısıldaşmaktan sıkıldığımız bir haftasonu karar vermiş ve üç hafta devam etmiştik, okulun saçmalık kursuna; meğer ne gerekliymiş…

pruva direğini artık göremiyordum, döndüm sevgilimi de göremedim.kalbim sıkıştı, nefes alamadım. sağ taraftan kopan yoma bize doğru çarptığında ellerim boşluğa akıverdi. sonrası, vücudumu saran soğukluk ve çığlıklar anlık şekilde dağılıverdi. sonrası, ortalığa çökem derin bir sessizlik ve karanlık…

son nefesimi bırakırken, irkildim…bir an kalbim durdu zannetmiştim.yanımda sıcak teniyle uzanmış sevgilim derin derin nefes alıyordu. eğildim, minicik bir öpücük kondurdum güzel dudaklarına.sokuldum iyice o’na.üşümüş bedenimi ısıtmaya başladım, tekrar döndüm karanlığıma…

arsiz kedi

September 15, 2011

kapi caldiginda, tv karsisinda sizdigimi anladim, heryerim tutulmustu ve kapi kibar sekilde mutemadiyyen tiklaniyordu.

kalkarken, kadehi devirdim ve minicik kan damlalari etrafa sacilivermisti, elimin acisini hissettim, yara kapanmis gibiydi..kapiyi acmamak kesin cozum muydu? peki ya bu araliksiz tiklama sonsuza kadar devam ederse ne olurdu?neticede bu arsiz kedi, o pis siritisiyla, durmak bilemeyebilirdi. eminim celik kapi bile zor dayaniyordu..peki ya ben??? ben nerede ve nasil baslatmistim bu sonsuz donguyu..carklarin icgicirtan rahatsizlik veren bu sesini ne zaman acmistim??bilemiyorum.

hersey siyah ya da oda karanlik.icimi sizlatan su sonsuz saniyelerin sona ermesi benim elimde mi?

derin nefes aldim: acmadim kapiyi..yarim saat caldi, uyanmadan evvel kac dakika daha surdurdu bilemiyorum..acmayacagim. lekeleri temizledim, odaya gecip uzerimi degistirdim, cami actim, odayi taze havayla doldurdum, ciceklerin kuru yapraklarini ayirdim ve nemlendiricimi surdum, cami kapadim, perdeyi cekip, isigi sondurup uzandim ki; kapinin sesi sustu.

donmemecesine gitti..pis kedi, bir daha da hic geri gelmedi..

bitti.

dokunulmazligin otesinde

August 24, 2011

-“…bir buyu yapti bana..ellerimi gozlerimi kenetledigi gibi hapsetti icime beni..bir ben oldu benden daha da iceri.derinlere indikce dibin sonu gelmedi, bogdu beni bogdu tum hayallerimi…icim acidi sanki..simdi dusunuyorum da, bir hicti-hiclikti..gozleri o pis sokak kedisinden daha cikarci/arsiz ve sevimsizdi..elleri gecen gordugumuz sokak saticisindan daha beceriksizdi; ne uzanan bir kugu ne ucan bir turna yapabilirdi. peki simon, sen nasil betimlerdin?”

-“kabus, nefs, hakimiyet, engellinin yanlizligi ama acizliginden degil isyanindan, kisaca caresizlik ” dedi..icinde birazcik bile duygu yoktu

kaldim bir iki dakika; simon beni yine oyaliyordu.ickisini tazelemek icin dogruldu ama sanki birseyler soylemek istiyordu, bogazini temizledi. firsat vermemeliydim. umursamadan devam ettim, cunku anlatmak ve bugun burda onun ne $amanligi ne de baska diyarlarda anlatigi buyulu hikayeleri kalmaliydi..hepsi tukenip yok olmaliydi. simon gelecegi tahmin etmeseydi su an burda zaten olmazdim…

anlattikca anladim, simon yerine karsimda oturan mia idi ve benden baska herkes mia’ yi cozumlemisti, en once de O.. meger, butun buyuyu ben yaratmistim, tilsimlar bir degil bin, sunulan doyumsuzluk sinirsizdi..cunku ben actim. onca temizlik, onca guzellik doyulmazdi cunku hepsi benim emegimdi severek-ozenerek yarattigim. anlattikca simon dinledi. ben cozuldukce o beni cozumledi..soru veya sorun yoktu. ben degil, baska biri anlatiyordu ben sadece ayna idim…

onca doku kusurlandi cunku ortusmeyen bir dolu sey vardi. anlattikca gun yuzune cikan birseyler oldu hep, beni daraltan.. hani bogucu bir hava, kasvetli ortam degildi aslinda elimde bir zimpara vardi ve ben anlattigim her kareden kendimi izim silinene kadar kaziyordum..kanayana dek tenim, patlayana dek beynim, kuruyana dek gozlerim… surekli-aci cekerek. ama yine de inatci ruhum bekletiyordu beni ara ara..simon’ dan deneyimlerimi degerlendirmesi icin..

yasanacaklari nasil goremedim? oysa;  ‘gitme, daha ne suprizler cikacak bak izle’ demisti, cunku dunya ona ait degildi ve o da merakla her ani bekler gibiydi… hatta bir defasinda ‘ben bile bunca peri masali – peri dokunusu ongormemistim” demisti, yanimda uzanirken..

iste butun dugum orada oylece cozulmustu ama ben goremedim..

simdi mi? simdi, gozlerim acildi.

yer : o karmancorman salas barlarin oldugu fi tarihinde gectigimiz sokakti, aklimda kalmis iste biryerlerden…

sesler : sokaktaki icice bir dolu dukkandan gelen anlamsiz gurultu kirliligi idi..o da belirsizlikleri guclu kiliyor ama yasananlari canli tutuyordu nitekim.

ve asina yuzler : hic zorluk cekmemek icin bilincaltimin sectigi unutulmaya yuz tutan silik simalardan ibaretti.

anladim ki; hersey benim hazirladigim sahneydi. hem de vakti zamanin akun sahnesi kadar basit ve tekduze..

butun gun-gece-yagmur-camur: benim belirledigim isik sisteminin eseri.

diyaloglar : yillardir okuyup icime kazidigim eserlerden alinti tepesi.

hele en vurucu olan ise; yanindakiler degil de karsindakinin selam vermeyecegin tiplerin en basinda gelenlerden oldugunu anlamak idi..

simdi ne mi yapiyorum? simonun yanindayim iste, beni dinleyen kimsenin bilmedigi benimse yillar evvel ogrendigim oz amcamin yanindayim..

zavalli mia, sakince dingin sularina cekildi, dinleniyor. icinde milyonlarca ciglik onu bogacagini dusunurken, ongorulerinin haksiz ciktigina akil sir erdiremeden huzur bulmus olmanin saskinligi icinde. huzur var icinde ama bir adim otesi dehlizlerin karanligi.. korku yok sadece bir parca endise, bu curumun ters artcisi ya o dehlizlere yine iterse?

_kumandan nerede

5