Archive for January, 2012

Sakız Hanım ile Mahur Bey

January 27, 2012

Çocukluğunun geçtiği o mahallede

Başı boyalı ahşap eski bir evde otururlardı

Sakız hanımla Mahur Bey

Bembeyaz tenli bembeyaz saçlıydı Sakız Hanım

Zaten onun için sakız hanım derdik kendisine

Pamuk gibi elleriyle kemençe calardı

Eşi mahur bey önce biraz nazlanır

Sonra oda kanunuyla eşlik ederdi Sakız Hanıma

Beraber meşk ederlerdi

Yaz akşamlarında

Açılırdı perdeler

Yorgun ellerinden

Dökülürdü nağmeler

İki yıl kadar oluyor

Önce kanun sustu eski evde

Birkaç ay sora da kemençe

Ve başı boyalı ahşap evin perdeleri

Bir daha açılmamak üzere kapandı

Evin satılacağı söylendi bir başka gence

Gittim içeri girdiğimde eski bir koltuğun üzerinde

Boynu bükük bir kanun

Ve kanunun göğsüne yaslanmış mahsun kemençeyi gördüm

Bizi rahatsız etmeyin der gibiydiler

Kıyamadım uzaklaştım

Mahur bey susunca kapandı perdeler

Sakız hanımla bitti o hüzünlü nağmeler

by Barış Manço

Advertisements

bir peri kızı varmış..

January 26, 2012

Bir peri kızı varmış, annesi ile babasının dizinin dibinden ayrılmazmış. Babası gözleri yaşlı ‘bir gün evleneceksin, bu diyarlardan gideceksin’ demiş. Peri Kızı, çok üzülmüş, babası nasıl bu kadar emin olabilirmiş. Babasına, hiç ayrılmayacağını söylemiş ve ilave etmiş;  ayrılmak istediği an, peri kızına köşede boş duran küpü göstermesinin yeterli olacağını anlatmış. Babası, onaylamış.

Annesi, yoksul bir evde yaşamanın ne demek olduğunu bilerek ve görerek büyümüş bir kadınmış. Bu yüzdendir ki peri kızına hiç bir problem yansıtılmamış. İstediğinin gerekliliğine karar verdikten sonra ailesinin değerlendirmesine sunmayı hep bilmiş. Eğer uygun görmedikleri istek ise doğru zaman için bekleyerek istemesini bilmiş.

Ta ki, ormanda mantar toplarken bir ağacın gölgesine sığınıp uyuyakalmış O’ nu görene kadar..Yüreği, beyni ve ruhu o noktada, aldığı nefese hapsolarak, sıkışmış kalmış.İçinden akan coşkun duygulara hakim olamadan yaklaşmış.Nefesini dinlemiş, hiç öylesine huzurlu nefes şimdiye kadar duymamışmış.Gözlerini kapayıp, kemikli ellerinde kaybolmayı dilemiş. Zaman içinde kaybolmasına rağmen, zamanı yakalayamadan sessizce kaçmış.

Gece olmuş, avucunun içi hala sıcakmış.Karnı da tokmuş, bütün gün hiç acıkmamış.Kaçamayacağını anladığı için bu delilikte boğulmaya karar vermiş.

Sabah,koşa koşa ormana gitmiş. Elinde sepet yokken babasına mantar toplayacağını söylemiş. Bahçe kapısından haykırarak, ormanda mantar toplayacağını haykırmış annesine üstelik üzerindeki en güzel cicisini giymişken. O gün, o ağacın altı boşmuş.

Ertesi gün, sonraki günlerde…O ağacın altı hep boşmuş. Peri Kızı, çok üzgünmüş. Ne yemiş, ne bir damla su içmiş. Ormana da hiç gitmemiş.

Aradan biraz zaman geçmiş. Sonbaharda dökülen sarı yaprakların arasında süzülmüş. Elleri, ayçiçeklerini okşarken karşıda belli belirsiz özlediği yüzü görmüş.

Zaman durmuş, elleri kavuşmuş. Hiç konuşmadan gözlerinden yaşlar gelirken dudakları buluşmuş.Bir daha da ayrılmamış.

Peri Kızı, artık mantar toplamaya hiç gitmemiş. Babası, gözleri yaşlı küpü getirip odasının kapısına koymuş. Peri Kızı, hiç ses çıkarmadan küpün yanından süzülüvermeyi öğrenmiş.

Peri Kızı, cahil’miş.Babası ve annesi hep bundan korkarmış.

Okuması yazması kalmamış. Babasının ‘oku’ diye verdiği hikayeleri hiç okumamış.

Peki Kızı, sağırmış. Annesinin anlattığı ibreti alem hikayeleri hiç anlamamış.

Peri Kızı, hainmiş. Yaşatılan her güzelliği unutacak kadar cahilmiş.

Artık,

Peri Kızı, aşıkmış.

Peri Kızı, uzatılan eli yakalamış, bir daha da hiç bırakmamış.

Bir iki güne canı yanmaya başlamış, kalbindeki boşluk çoğalmış.

Üzeri hep açık kalmış, üstünü örten hiç olmamış.

İçi çoğu zaman acımış, ama geri dönüp çalacak kapısı kalmamış.

Karnı hep açmış, evdeki gibi hiç doymamış.

Her akşam hayal kurmuş; elleri annesinin saçlarında babasının dizinin dibinde, üstünde battaniyesi, karnı tok ve huzurlu olduğu anları düşlemiş. Ama dudakları buluştuğunda bu özlemi geriye atabilmiş.

Peri Kızı, şanslıymış.

Annesi ile Babasının korktuğu gibi değilmiş, O.

Peri Kızı kadar karnı açmış ama mert bir delikanlıymış.

Bir gün anne olmuş.İşte, o zaman dudaklar buluşsa da içindeki koru hiç söndürmemiş. O yangında her gün yine yeniden küllerinden doğup yanmış, tükenmiş.Mis kokuluyu içine her çekişinde, geçmişine daha da gömülmüş. Evine almış bir küp, bebe uyudukça alıp karşısına küple konuşur olmuş.

Bir gün annesi ve babası gelmiş. Elleri çatlak, gözleri solgun yavrularını kucaklamışlar. Ama içindeki o yangın peri kızının hiç dinmemiş…

gölge&gölgelenmek üzerine

January 25, 2012

yüzünü güneşe dönen gölge görmez…

alıntılardan sonuçlamalar-1

January 24, 2012

“Senin en büyük kusurun tecrübesizliğin değil, kayıtsızlığın. Yenilgilerini senden daha zeki veya yetenekli olanların elinden tatmayacaksın. Seni yenenler, sabırlı, sinsi, orta düzeyde insanlar olacak. “-şibumi/trevanian

“Işığın savaşçısı asla acele etmez.
Zaman onun lehine işler; sabırsızlığını yenmeyi bilir, düşünmeden hareket etmekten kaçınır.
Ağır yürüyerek adımlarının ne kadar sağlam olduğunu görür.İnsanlık tarihinin bir dönüm noktasında rol aldığını ve dünyayı değiştirmeden önce kendisini değiştirmesi gerektiğini bilir. Bu yüzden, Lanza del Vasto’nun şu sözlerini hatırlar: ‘Devrim yavaş yavaş yerleşir.’
Savaşçı meyveyi asla hamken koparmaz.” –ışığın savaşçısı/p.c.

Niceleri, durmadan serzenişte bulunur, ondan daha az pratik veya tecrübeli biri onları alt etmiştir. Bu sadece ülkeye özgü bir durumda değil, üstelik, evrenseldir. Gelmiş geçmiş herkes bundan şikayet eder, durur..Bir ekibin başı, ekibin işini baştan beri sırtında taşıyan olmaz, genelde, senin fikrinle beslenip doğru yerde doğru kelimelerden cümle kuranlar olur. Çünkü onlar sabırlıdır ve onlar zeka veya yetenekleriyle öne çıkamayacaklarını bilecek kadar kendilerini tanırlar.

şanslarını sırala!

January 20, 2012

şansım: aşkım

şansım: oğlum-hayatım-amacım

şansım: halam-sıcacık kalbim

şansım: annem&babam&biricik tatlı kardeşim

şansım: pamuk babannem

şansım: annemrem&babemrem ile didi’m

şansım: büyüüüüüüüük ve güzel geniş ailem

şansım: dost diyebileceklerim

şansım:  eğlenceli arkadaşlarım

şansım:  samimi müdürüm

şansım: evrenin yollarımı kesiştirdiği – hayatıma bir anda girivenler

şansım: bana sonsuz güzellik sunan bu evren

şansım: canım ülkem

kurumsal zırvalık

January 19, 2012

Yönetici eğer yeni oluşum içinde de kendine bir yer edinmiş ise yeni oluşumu desteklemek durumunda olduğunu bilir. Ancak, destekler gibi görünüp eski alışkanlıklarından vazgeçemez. çünkü onu yönetici yapan ‘kurumsallaşmaya başlayan eski yöneticiler’dir.

Kurumsal zırvalığa başladığını bilmeyen acemi personel, kurum kültürü dahi oturmamış olan işe girdiğini anladigi anda bocalar. yöneticisi hatalı değildir, çünkü o’nun bu oluşumu desteklediğini gözleriyle görüp, kulaklarıyla duymaktadır. O zaman, sorun “kurum”dur.

Sonuç, kuruma güven kalmaz.

Yönetici, statükoya karşı gelemez, yoksa kendisininki de sallanacaktır. Bilgisi dahilinde bildiği kadarıyla o çalışmaya-çalıştırmaya çalıştığından personel, yöneticiyi bu defa daha da yüceltir.

Bilmez ki, acemi; ‘yenilgi’ korkusu nedeniyle uretilen tüm fikirler çoktan değersizleşmeye başlamıştır.

‘Zırva’lığı, ‘Acemi’ farketmeye başlar. bu, dönülmez noktadır ve acemi için ölümcül darbedir.

çünkü,

artık; ne yönetici – ne acemi – ne de kurum, kazanamaz.

döngü başlar, ta ki başka bir acemi gelene kadar…

 

aptallik, kime gore?

January 18, 2012

“Işığın savaşçısı, kimsenin aptal olmadığını ve ne kadar uzun sürerse sürsün hayatın herkesi eğittiğini bilir.”
Dolayisiyla, karsindaki kisi sana gore aptalca kararlar alarak hic yapilmamasi gerekli davranislar sergiliyorsa; bilmelisin ki ‘bilmedigin seyler vardir’ ve bekleyerek neler oldugunu gormek, bilmeden karsi cikmandan daha avantajlidir!

bir sığ fincan, bir derin “biz”

January 11, 2012

What is the “Managing Change”

January 9, 2012

Most people live in different types of turbulent times which effects earthquake or pleasant breeze. If you manage the periods of your life you can success to adopt real-life practices. It requests knowledge and advanced conscious to be able to adapt to changes in real-life and business-life, so you can stop quetching and start living more of your real-life.

This is the managing change. It helps ensure a well- balanced business life and real-life and manage your chaos effectively.

Your principles should ensure high quality real-life. As a wife or husband, mother or father, daughter or son, sister or brother who worked for big or small business you should really understand meaning of managing change. There is no organisation without any kind of turbulence or chaos. The implementation of the proven effectiveness of change processes is the key of your entire career.

  • Easily adopt to emotional arguments,
  • Have a broad vision of the sector,
  • Research different sectors and organisations,
  • Manage a career change,
  • Maybe, help the world in some way 🙂

To develop your control mechanism will be helpful to manage the turbulent times of your business-life.

cailperi

Uyuyan Güzel / Sleeping Beauty

January 8, 2012

Following the huge success of both Natalia Arobelidze and Bujor Hoinic, Marius Petipa works to bring on the stage and  produce the choreography of Sleeping Beauty with a great ballet performance of DOBGM!

Natalia Arobelidze, Bujor Hoinic and Marius Petipa’ nın değerli emekleriyle oluşturulmuş Uyuyan Güzel’ i seyretme fırsatına nail olduk; sonunda..A14 ve A16 ‘ de bu doyumsuz zevki sevgilimle tattık. Renklerin coşkusu, dansı büyüledi tamamen tüm salonu.

Lütfen kaçırmayınız!

Şık ve gösterişli bir koreograf ile sizi büyüleyici bir yolculuğa taşıyan Uyuyan Güzel, prensesi, iyilik perileri ile şeytani kötülük timsali cadısı, kötülük perileri ve kral ve kraliçesi ile tam anlamıyla sahneye kilitlediğini ifade etmeliyim…

cailperi