Archive for May, 2011

teslim olmak…

May 30, 2011

sarıldı..usulcacık öptü. ‘duygularınla barış’ dedi.

bu kaos ortamında hangi duygudan bahsediyor olabilirdi, ki duymazlıktan gelip iç çektim..içinde bitmek bilmez şekilde dehlizler açan bir alet varken ve susmak yerine her defasında daha derine inebilmek için yeni yeni adresler keşfediyor iken, ben barışacak duygularımı nasıl ayırt edebilirdim.

içinin titrediği o günü hatırladı; ‘sorun kendimde’ dediği o titrek sesini.hala sabırlı ama bir okadar mağrur bekliyor gibiydi, hemşireyi.kapıdan giriverecekti ve elinde onlarca ağrı dindirici.içinin fırtınasında beyaz kıyafetli pamuk elli, o hemşireyi..

çkıp geliverse, onu bu acılardan kurtarsa? benden, yanımdan alsa, koklayamayacağım saramayacağım uzaklara..korktum.

barışamam duygularımla, uzak dursun duygular.önce onun derinlikleri var sarhoş eden beni, içine sürükleyen..uzak olsun duygular, karmaşa yaşayamayacak kadar yorgunum, yaşatmayacak kadar korkak.

kismi derinlik-2

May 24, 2011

“KURUMUS AGACLARIN KORULUGU

heybetli agaclarin yetistigi koru, herkesin hayal ettigi gibi bir dag tepesinde degildi..koru, komik ama sifir notasina yakin bir yukseltide kendince bilimum farkli uc bes cesitten olusan bir butunu olusturan parcalarin tamamiydi…”

yazmaya basladikca sifiri eklemeye basladigimi da farkediyorum hayatima..nereden geldi bu  sifir buraya? bak simdi…

sifir.. bu rakama takilmamak elde degil..o minik kagittaki iki tane sifiri saymadigim icin geri gonderdim zarfi.hemde adressiz postaladim, sabaha kalmadan coktan gitmisti bile ojeli zarf..peki, burada derinlik ne?bekle gor..

neyse…

“Bu korudaki agaclar; coskulu ve ruzgarla dans ederken, bir butunun parcalarini farkliliklariyla sentezlediklerini bilmiyorlardi..ruzgarin isliklarini goklerde karsilarken, topragi golgeleriyle buzz kesiyorlardi..ne toprak, ne sifir yukselti, ne de korunun karsisindaki balikci limani sikayetciydi durumdan..

ta ki, ”

ta ki ne?

zarf geldi mi diye kendini veremiyorsun hikayeye..kendine gel oglum..postakutusuna bakmaktan helak oldun! deli gibi merdivenleri inip inip cikiyorum…ekmek aliyorum, gazete yok. gazete aliyorum, yumurta yok. ben hangi noktada derinligi kaybettim?kismi bir delilik icindeyim. ne yazabiliyor, ne yiyebiliyor, ne de uyuyabiliyorum. derinlik sarhoslugu icindeyim cunku daha ne kadar dalabilecegimi ongormeden hala dibe inme hevesi icindeyim..gunluk uyku potansiyelim, 2 saate inmis durumda. metro kapilarinin acilip kapanma frekanslariyla dalabiliyorum uykuya..bu sarhosluk hasta etti beni, orhan kemal bu havalari suclarken kendine donup bakmadi mi acaba?

neden sifiri saymadim, ben? neden sifiri hep disladim?

babam bir gun, kimyadan sifir aldigim icin iyi bir ders verdirmisti..hatirliyorum lise1de, tek gozu olmayan kankalardan biri, kopya cekmisti ama tek gozuyle gordugunden resim gibi sirtimi cizip kalan kisimdan gordugu rakamlari yazarak; akli sira eglenmisti..ikimizde sifir almistik. hocayi eve cagirmisti babam..hoca, bir soru sordu..

-ac’sin, ekmek caliyorsun..

-tok’sun, yanindaki ekmek caliyor, gozculuk yapiyorsun..

hangisinde suc’lu’sun’dur?

-ac’im ekmek caliyorum dedim…calisip ekmek kazanmaliyim, dedim..

babamsa gulumseyerek;

-tok’sun ama caldiriyorsun iste bu suc’tur, dedi.

-sen, sistemde esitlik saglamadiktan sonra calinmis ekmegin pesine duserken suc’lu degil misin? dedigimde hocam bakti ve

-sistemin parcasi veya kompedani olsan da suca istirak bir defa ettim mi, sifiri kucaklaman kacinilmaz, demisti…

iste ben bu sifiri birak kucaklamayi, hayatimda esamesi kalmamasi icin tumden silmistim…

hey zarf’ci, neden gormedigimi anladim..hadi bana postala su ojeli zarfi..

kimyasal bilmece

May 24, 2011

hersey bir kivilcim meselesi. parladi mi, parlamadi mi?

hersey basit aslinda ama zor olmasi senin benim secimim. peki, o halde ben neyi, nasil sececegim? kivilcimin parladigi yer, yangin yeri.ben o yanginin icine dalip eridim-bittim.bilmecemin anlami kaldi mi ki?

kimyasal bir cilginlik, fiziksel bir aptallikla bulustugu noktada nasil oluyor da matematiksel bir sonuc cikiyor olabilir..sasiriyorum; cunku elde var sifir..negative statementlar cikardikca eksilere dusuyordum, artik gercekci bakmadan yasiyorum.oyuzden  notr yani SIFIRim.

—–

adi: tia

soyadi: consy

yas: 35

suc: hirsizlik

—-

hicbirsey basit degil..dusunsene, bundan bir kac yil evvel icip icip sizdigimda 35 de terki diyar eylerim derdim hayati..35 i tamamlamis olmanin dayanilmaz sersemligi ile simdi ne suclara yataklik etti bu dusunce silsilesi..anlam veremedikce sasiriyorum ben de..

aklima su ara hep MAO geliyor..enteresan sekilde kafamda mao ile konusuyorum kimi zaman. neticede bende kendisi gibi pek kurallarla iliskili degilim ya ondan sanirim. hep bir isyan, hep buyuk fikirler, hep bir kavga-kendimle, dunyayla..ilk mao okudugumda; politik etik kurallara sonuna kadar aykiri bu kucuk adamin sirtini duvara yaslama egilimine cok sasirmistim. sonra sonra, koprunun zeminindeki tahtalarin geri alinip kapi olarak tekrar kullanimini saglamasi ironik gelmisti, bana.

ama adam, ne Marks’ in ne de sevgili Lenin’in ruyalarinda bile goremeyecekleri sekilde; her turlu problemde avrupali marksizm’ i asyali hale getirmisti iste..oyle ki stalin basilan nasirina ragmen ASYA BIRIMI haline gelen bu kucuk adami destekler hale gelmisti.. gibi gibi noktalarla Mao hep aklimda..neden..nedeni yok.ama konustugum bir gercek..

mao ne diyor oyle mi?

mao, tia consy ‘ e asagidaki soruyu sorup duruyor..

“buyuk kabilelerin, kendi icinde olusturduklari kucuk milliyetcilikleri nasil bir butun olusturabilirdi ki..emperyalizmin isigi mi sisli bulutlari mi bu butunu kutsayabilir?”

buarada tia’ nin sorunsal kangrenine gelelim?

-acaba bir duvar ihtiyaci icin insan bir yangin yerine dalar mi?

-hangi yangin yeri dayanilacak guclu duvar gibi seni bekler bekler ve en dibe cekerken, kaybolusun zirvesini yasatabilir ki?

mao, tia’ya soruyor; kucuk milliyetci kabilelerle sen butunu nasil olusturursun?

tia, mao’ya soruyor; hic yangin yerinde bir an daha kalabilmek istemedin mi?

-1